Tuhaf Bir Rastlantı

Tuhaf Bir Rastlantı

Want create site? With Free visual composer you can do it easy.

Sınanmadığımız bir acı; ateş olup yanmadığımız, yanıp tutuşmadığımız bir sevda, bir imtihan hususunda söyleyebileceklerimiz en fazla ne kadar doğru ve isabetli olabilir? Yahut evvel zamanlarda bizzat tecrübe etmediğimiz bir hasret hususunda… Ferhat ile Şirin’in hikayesini ilk okuduğum zamanı anımsıyorum. Anlatılanların hakikat olduğuna, yaşanıldığına itimat edebilmekte ziyadesiyle zorlanmıştım. Bana biraz gülünç ve manasız gelmişti.Bir insan başka bir insan uğruna; onun yolu, sevdası, uğruna kendinden ve diğer her şeyden bu kadar kolaylıkla vazgeçebilir miydi?Her şeyi hiçe sayıp onun ardına düşebilir; her yerde onu arayıp, tesadüf ettiği her insana onu sorabilir miydi? Bu amansız sualler zaman zaman aklımı ve yüreğimi ziyadesiyle meşgul ediyordu. Neredeyse yapacak başka bir işim, bir mesuliyetim yokmuş gibi yalnız bu sualleri düşünürdüm; tek meşguliyetim bir yanıt, bir çıkar yol aramak olurdu. Kendimi düşünmekten alıkoyamazdım. Evvela oldukça manasızdı. Bir insan uğruna hülyalarından, geleceğinden, arzularından vazgeçmek… Buna değer miydi, hakikaten buna layık mıydı? Değerdi, layıktı. Hatta çok daha iyisine, çok daha güzeline… Peki ya sonra düş kırıklığına uğramayacağımızı, hüzne terk olunmayacağımızı kim bilebilirdi? Hiç kimse. Bir gün bir yerde ansızın sona ermeyeceğinin; hayatın sonuna dek, giderek artan nihayetsiz bir sevgi ve sadakatle süreceğinin… Mamafih ona ve sevgisine itimat etmekle yanılmayacağının bir kesinliği, bir garantisi mi vardı? Hayatın ve zamanın neler getireceğini ve bununla beraber bizden neleri alıp götüreceğini biz nereden bilebilirdik? Belki sevdaya düştük, gözlerimize perdeler çekili; hakikati göremiyor, yaşanılanları muhakeme edemiyoruz. Yanı başımızda olup bitenlerden haberimiz dahi yok. Aklımızda, fikrimizde, soluduğumuz havada yalnızca onun gül cemali var. Nereye baksak, yönümüzü nereye dönsek hep ona tesadüf ediyoruz. Yumuşacık sesi usulca içimizi okşuyor, hiddet ve kinimizi söndürüyor. Belki ipeksi ellerinin sıcaklığını bir an olsun unutamıyoruz veya bir düşün içindeyiz. Gerçekleşmesi hep arzu edilen bir düşün en güzel, en heyecanlı yerinde… Nihayet her şey tam da arzu ettiğimiz üzere. Hakiki olamayacak, tahayyül edilemeyecek kadar güzel ve zarif. İhtimal o ki gözlerimize, gördüklerimize inanmak için adeta kendimizi zorluyoruz, bunun katiyen hakikatin bir parçası olmadığını bildiğimiz halde. Hiçbir şeyin hiçbir zaman böylesi güzel olamayacağını bildiğimiz halde… Bu yalnızca bir düş, bir arzu. Belki de asla gerçekleşmeyecek yersiz bir arzu…

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Sefa Taşkın
1997 Mersin doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Mersinde yaptım ODTÜ'de Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'ndeyim. Yunusun açtığı kutlu yola gönül vermiş, sadık ve meraklı bir okuyucu.

Yorum Yok

Bir Cevap Yazın