Sirenler, Mor ve Ötesi’nin sekizinci ve şimdiye kadarki son stüdyo albümü. “Adamın Dibi”yle başlayıp “Park”ta biten bu albümün Harun’un sesinden Burak’ın bas gitarına kadar her bir parçası bir şeylere sitem ediyor. Peki nelere sitem ediyor, neyi eleştiriyor, neyi amaçlıyor bu adamlar? Biz bunu nasıl görüyoruz?
“Gel biz senle anlaşalım / Hepsi bizde her şey bizde / Belki bir gün affederler / Biz değmeyince”
Kulaklıklarımızı takıp sesi açtığımızda albümde bizi karşılayan, “Yalandan bir zafer şenliği, yüzüme söyle noluyo’ böyle?” diye seslenen Harun Tekin, bariz bir iktidara haykırışla başlatıyor onun sözleri bizi bu serüvene. “Adamın dibiyle” satirik inşa edilmiş bir kavga veriyoruz. Dinlemeye devam ettikçe bunun benzeri cümleler bizi sık sık karşılıyor olacak.
“Padişahların hesabında / Benden ne varsa yalan / Acın kadar cesaretim olsa / Affederdim kendimi çoktan”
Albüme bir öfke ve serzeniş hakim. Bunu Kerem’in gitarında da çok net duyabiliyor, sözlerden de çıkarabiliyoruz. Kimi zaman hüzünle karışık bir sinir haline sokuyor bizi kulaklarımızda çalan bu melodiler. Sistemin ve hükümetin mercek altında tutularak, yazılıp çizildiğini anladığımız bir albüm dinliyoruz Sirenler’i dinlerken.
“Başımı al / Sözümü al / Evimi al / Acelen var / Sebebi var / Anladım, sebebin var / Yine de bak / Seni ben anlatacağım”
Bazı parçalarda eleştiri çok açık dile getirilirken bazısında metaforlarla önümüze sunuluyor. Bazı cümleler tabiri caizse bir ifşa görevi görmesi için tasarlanmış. Gezi’den bu yana sistematik olarak artırılan baskı ve sansür bu şekilde açığa çıkarılıyor. Bireye, toplamlara, sanata, basına, doğaya, hayvanlara; sadece var olması yeterli olan herhangi bir özneye karşı yapılan baskılar seslendiriliyor. Kerem’in davulundan akıp derimize işleyen öfke, harekete geçme isteği de uyandırıyor.
“Gitmedim işte / Delirmedim de / Anlatan benim / Seni ve her şeyi”
Pes etmeyen kararlı bir tavır, devranın döndüğü o günün geleceği vurgusunu sık sık yapıyor. Stüdyodan dinleyiciye bir çağrı ulaşıyor: “Gel kardeşim, birlik olalım!” Evinden çık, yanımıza gel, birlikte haykıralım.
Birlikte haykırıyor muyuz?
“Yanlış zamanlar benim için bitti / Şimdi kendini kurtar kaptan / Sonsuz sandığın her şey nasıl da tükendi / Çalma artık ömrümden kaptan”
Kulağımızdan beynimize, oradan da kalbimize akacak bu sözler yolda zaman aşımına mı uğruyor? Peyk’in “Köleler ve Kilitler” şarkısındakiyle benzer bir metaforla karşılaşıyoruz albümün yarısındayken: Kaptan. “Köleler var kilitleri üretir, işte o kilit boğdu kaçakları. Çünkü kaptanlar korkar isyandan, fırtınalardan bile fazla.” diyen Peyk’in yanında “Şimdi kendini kurtar kaptan.” diye sesleniyorlar.
Ancak bu metaforlar bir olmasına rağmen güçleri de aynı mı?
“Kimdir bu ağrılar / Kimi kovdular / Kimin yurdundan kimi kovdular”
Dinlemeye başladığımızda dahi anladığımız sistem ve iktidar eleştirisi; kimi noktalarda temelsiz, yalnız görünüyor. Amaçlanan kadar bariz olmayan bu seslenişlerde; halkın birlikte olan gücünden ve iktidarın halka bağımlılığından hafifçe, kimisine göre yetersizce bahsediliyor. Harekete geçirmeyi amaçlayan bu notalardan, bir gönülsüzlük ve kopukluk işlemeye başlıyor içimize doğru.
“Şimdi kalbin / Kocaman bir yalanın / Sonsuz yüklerinden / Kurtulmak için çarpıyor”
Albümün son 3 parçasından olan Tünel’de, istenen geleceğe kavuşulduğu bir evren yaratılıyor. Yalnız bu evrene ulaşmanın yolunda verilen kavgalar biz Sirenler’i dinlerken fark ediliyor mu? Uzaktan bir izleyici anlatıyormuşçasına sağlamlaştırılmamış bazı metaforlar, sürdürülmüş ve hala sürdürülmekte olan kavganın önemli noktalarını vermekte zorlanıyor.
“Biraz dışardan bakmaya değer / Çıkabilirsek eğer / Çıkabilirsek / Bu kavga sonunda biter”
İstiklal Caddesi’nde şimdiye kadar orada dökülmüş olan kanın, verilmiş direnişin ve çıkarılmış isyanların izlerini görmeden yürümek imkansız. Devrimcilerin ev sahipliğini yapmış olan İstiklal’in Gezi’den Tünel’e bir geçiş noktası olması, albümde geçmişten geleceğe bir köprü, olarak anlatılıyor. Ancak bu geçiş anını sahnelemek ve günümüz Türkiye’sini eleştirmek için sarf edilen sözcükler albümün kimi parçalarında gerçeklikten kopuk bir “hayal” olarak hissediliyor.
“Yok, yaralara dokunmak yok / Gök de bir bize, ağaç da bir / Sabrın tükendi ama, aman / Onlara asla benzemedin”
Sirenler dinlencemizin sonuna geldiğimizde bizi “Park” karşılıyor. Gezi direnişinin bir anlatısı olan parça, Gezi’de bulunanından bulunmayanına kadar tekrardan kavganın değerini hatırlatıyor. Kimisine göre güçlü, kimisine göre güçsüz bir albüm olan Sirenler, diğer parçaları hangi noktada duruyor olursa olsun “Park” ile sağlam ve tekrardan içimizdeki ağaçları yeşerten bir kapanışla bize veda ediyor. Kulaklıklarımızı kulağımızdan çıkarırken biz de tekrardan Gezi’de düşene, dövüşene, ağaçlara selam duruyoruz.
“Adını bilmesem de kardeştik / Biz neye söz vermiştik / Park’a gittiğinde gül artık / Biz bir kabusu yendik”
Editörler: Nadya Deniz, Zeynep Sena Yüksel








![Hosting [Bölüm 0]](https://yazhocam.com/wp-content/uploads/2021/11/WhatsApp-Image-2021-11-03-at-10.59.34-AM-218x150.jpeg)

















![ODTÜ Tarihi: Devrim Stadyumu [Bölüm 10]](https://yazhocam.com/wp-content/uploads/2019/12/Devrim-Kapak-100x70.png)