Rektörlük binası ile Kafeterya arasındaki çim alanda, genellikle yanından hızlıca geçip gittiğimiz, hatta birçoğumuzun çok sonradan fark ettiği dokuz sarı direk bulunur. Yeterince dikkatimizi çekmese de, 9 Direk Anıtı aslında ODTÜ’de faşizme karşı verilmiş mücadelenin en çarpıcı simgelerinden biridir; çünkü ODTÜ tarihinin en önemli dönemlerinden olan 9 Aylık Boykot sürecini hatırlatmak için oradadır.

Dönemin ODTÜ’lü öğretim üyeleri tarafından üniversite tarihinin “en bunalımlı dönemi” olarak adlandırılan 9 Aylık Boykot sürecine giden yolun, Milliyetçi Cephe hükümetinin göreve gelmesiyle başladığını söylemek mümkündür. 1970’li yıllarda ODTÜ, özel bir yasaya bağlı olarak Bakanlar Kurulu tarafından seçilen bir Mütevelli Heyeti tarafından yönetiliyordu. 1970’lerin sonlarında iktidarda bulunan Milliyetçi Cephe hükümeti de ODTÜ’ye kendisine paralel bir mütevelli heyeti atadı. Öğretim üyeleri ve öğrenciler tarafından tepkiyle karşılanan bu kararı, yeni atanan mütevelli heyetinin Rektör Ilgaz Alyanak’ı görevden alması izledi. Aynı mütevelli heyeti, Aydınlar Ocağı yönetim kurulu üyesi olan ve MHP’ye yakınlığıyla tanınan Hasan Tan’ı 13 Şubat 1977’de ODTÜ Rektörlüğü görevine getirdi. Hasan Tan göreve geldiğinde, ODTÜ’de profesörlüğü sadece Türkiye’de geçerli olan tek profesördü ve İstanbul’da gerçekleşen bir psikiyatri kongresinde “psikolojinin işkence aracı olarak kullanılmaması gerektiği” kararına imza atmayan üç kişiden biri olmasıyla tanınıyordu. Böylelikle, öğrencilerin ve öğretim üyelerinin Hasan Tan’ın ODTÜ Rektörlüğüne getirilmesine karşı seslerini yükseltmeleri kaçınılmaz hale gelmişti.

Hasan Tan’ın rektörlüğe getirilmesini takip eden süreçte ODTÜ protesto ve istifalarla çalkalanacak, üniversitede yaşanan olaylar ülke genelinde de yankı uyandıracaktı. Görevinin ilk gününde rektörlük binasına gelen Hasan Tan, öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen bir protesto gösterisiyle karşılandı. Jandarmanın müdahalesiyle çıkan olaylardan sonra derse girmeyerek boykota başlayan öğrenciler, Hasan Tan görevden alınıncaya kadar boykota devam edeceklerini ilan ettiler. Boykot ilanını öğrenci dekanının, rektör yardımcılarının ve Mersin Kampüsü Kurucu Dekanının istifaları ile çeşitli fakülte ve bölüm kurullarının kınama bildirileri ve öğrenime ara verilmesi kararları takip etti. Birçok sivil toplum kuruluşu da kınama bildirileri yayımlayarak, verecekleri mücadelede ODTÜ’lü öğrencilerin, öğretim üyelerinin ve işçilerin yanında olduklarını açıkladı. Sözcülüğünü Cahit Arf’ın yaptığı ODTÜ Akademik Konsey Üyeleri ise bir basın toplantısı düzenleyerek Hasan Tan ile iş birliği yapmayacaklarını bildirdiler. Bunların üzerine 23 Şubat günü Hasan Tan üniversiteyi 15 gün kapattığını açıkladı, kapatma kararının ardından da 2500 jandarma üniversiteyi işgal ederek öğrencileri yurt ve kampüsü boşaltmaya zorladı.

24 Şubat 1977 tarihinde ODTÜ’lü 636 öğretim üyesi Hasan Tan’ın rektörlüğüne karşı olduklarını ilan ettiler, okuldaki tüm dekan ve bölüm başkanları istifa etti. Üniversite içinde yükselen direnişe üniversite dışından gelen destek de gün geçtikçe büyüyordu; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve diğer 18 oda Hasan Tan’ın rektörlüğünün iptalini talep etti, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyeleri ODTÜ’lü öğrenci ve öğretim üyelerine destek bildirisi yayınladılar, Çağdaş Hukukçular Derneği rektör atamasını hukuksuz ilan etti. 2 Mart günü ise, Danıştay ODTÜ’nün kapatılma kararını iptal etti, böylece ODTÜ ve üniversiteye bağlı yurtlar yeniden açıldı; ancak üniversitenin kapalı olduğu dönemdeki derslerin telafi edilebilmesi için sınav tarihlerinde ve akademik takvimde yapılması gereken değişiklikler, Hasan Tan’ın üniversite konseyine zamanında başvuru yapmaması sebebiyle gerçekleştirilemedi. Bunu takip eden süreçte öğretim üyeleri, eğitim öğretim yapılmadan sınav da yapılamayacağını açıkladılar. Sınavlarla ilgili olarak öğrenci temsilciliği adına Ertuğrul Karakaya’nın imzasıyla yayınlanan bildiride ise “Sınavlara girilmemesi şunu bir kez daha göstermiştir; ODTÜ’de düzenli eğitimin önündeki tek engel Hasan Tan ve onun atadığı faşistlerdir.” ifadelerine yer verildi.

ODTÜ’de eğitim öğretime ilişkin yaşanan krizin yanı sıra hızla büyüyen bir tehlike de vardı: Hasan Tan MHP yandaşı faşist militanları işçi statüsünde üniversiteye konuşlandırıyordu. Hasan Tan’ın ODTÜ’ye aldığı bu ülkücü militanlar aylar boyunca üniversite mensuplarına karşı taşlı, sopalı, silahlı ve bombalı saldırılar düzenleyeceklerdi. Bu saldırılar sırasında birçok öğretim üyesi, öğrenci ve işçi yaralandı; kafeterya işçisi Feramuz Demir kampüste uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. 8 Haziran 1977 tarihinde ise ODTÜ bir başka haberle sarsıldı. ODTÜ Öğrenci Temsilcisi ve ÖTK sözcüsü Ertuğrul Karakaya kampüs girişinde üstünü aramak isteyen jandarmadan kaçmaya başlayınca, jandarma Karakaya’ya ihtarsız olarak ateş açtı. Yaralanıp yere yığılan Karakaya, daha sonra yine jandarma tarafından yerde süngülenerek katledildi. Karakaya’nın ölümünün ardından, 22 Haziran 1977’de Hasan Tan rektörlük görevinden istifa ettiğini açıkladı. Ancak Hasan Tan’ın gidişi ODTÜ’deki sorunların bittiği anlamına gelmiyordu, işçi kılığında üniversiteye alınan faşist militanlar hala kampüsteydiler. Hasan Tan’ın işçileri kampüste saldırılar düzenlemeye devam ettiler. Kampüs içindeki saldırıların yanı sıra öğretim üyelerinin ev ve araçları patlayıcı maddelerle, öğrenci ve işçi servisleri taşlı ve silahlı saldırılarla defalarca hedef alındı.

1977 Kasım’ı, aylar süren uzun bir aranın ardından ODTÜ’de eğitim öğretime yeniden başlanan zaman olarak tarihe geçecekti. 7 Kasım günü düzenlenen açılış töreninin ardından derslerin başlamasıyla 9 Aylık Boykot süreci sona ermiş oldu. Ancak Hasan Tan’ın işçilerinin kampüste yarattığı güvenlik tehlikesi halen sürüyordu. Açılış töreninin hemen sonrasında bile kampüs içerisinde iki ayrı patlama meydana geldi, devam eden günlerde de çeşitli ODTÜ mensupları hedef alınarak patlayıcı maddelerle birçok saldırı düzenlendi. 2 Aralık 1977 tarihinde ise, işçi kılığındaki faşist militanlar tarafından ODTÜ’de düzenlenen en büyük saldırı gerçekleşti. Söz konusu işçileri protesto etmek amacıyla rektörlük binası önünde toplanan öğrenci kitlesine, rektörlük binasının beşinci katında bulunan militanlar tarafından patlayıcı madde atıldı. Hemen ardından militanlar, patlama sonucu yere yatan öğrencilere kurşun yağdırmaya başladılar. Saldırı sırasında 52 öğrenci yaralandı, yaralılardan İbrahim Baloğlu 11 Aralık günü hayatını kaybetti. Bu katliam girişimi, ODTÜ’de barınamayacağını gören faşist çetenin üniversitedeki son gövde gösterisi olacaktı.

Hasan Tan’ın rektör olarak atanmasıyla başlayan 9 Aylık Boykot ve ardından 2 Aralık katliam girişimiyle son bulan patlamalar süresince, ODTÜ belki de en kritik ve en kanlı dönemini yaşadı. Bu dönemde ODTÜ, öğrencisiyle, hocasıyla, işçisiyle omuz omuza ördüğü direniş ve mücadeleyle “Faşizme geçit yok!” dedi. Bugün, o günlerin üzerinden tam 42 yıl geçti. O günlerden geriye Karakaya Kapısı, 9 Direk Anıtı ve bugün bizim sloganlarımıza da ilham olan “Hasan Tan ODTÜ’ye rektör olamaz!” sloganı ve kimi zaman tüm ülkeye umut aşılayabilen bir mücadele geleneği miras kaldı. Kısacası, o günlerden geriye “bir yarına gidenler kaldı, bir de yarınlar için direnenler”.

ODTÜ’yü ODTÜ yapan mücadelelerine saygıyla…

Kaynakça

  • Bürkev, Yalçın. (2016). ODTÜ: Tarih Direniyor. İstanbul: Nota Bene Yayınları
  • Çalışkan, Nurettin. (2002). ODTÜ Tarihçe: 1956-1980. Çankaya, Ankara: Arayış Yayınları

Olayların dönem gazetelerine yansıması

1 YORUM

  1. Merhaba, bir ODTU’lu olarak tarihceyle ilgili yazilari ilgiyle okudum. Bu yazida kucuk te olsa bir eksiklik var.
    Ertugrul Karakaya’nin katledilisinin uzerine bir agit yazildi. Kaynagini bilmiyorum. Ertugrul’a Agit basligi altindadir. Her eylemde topluca soylenen mars ve turkuler arasindadir. Bu yazida Ertugrul’un katledilisi yazili ancak agiti da eklemek guzel olacakti.
    Saygilarimla

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here