Ana SayfaKampüsZAMANDA VE MEKANDA FARKLILAŞMA: İİBF

ZAMANDA VE MEKANDA FARKLILAŞMA: İİBF

“Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır…Bu da gösterir ki zaman ve mekan, insanla mevcuttur!” Ahmet Hamdi Tanpınar

Mekânın ve zamanın insanlar üzerinde derin bir etkisinin olduğuna ve aralarında karşılıklı bir etkileşim yarattığına inananlardanım. Evler, caddeler, parklar basit birer beton yığınları olarak görülemezler, içinde bulunanların zihinlerini yansıtırlar. Bununla birlikte çevresinde bulunan insanların da algılarıyla şekillenip imgeleşirler. Kullanılan renkler, objeler, tasarımlar ve yapının biçimleri insanların zihninde ve duyularında bir karşılığı vardır. Antik Roma’da da birileri de böyle düşünmüş olacak ki bu duruma bir isim bulmuşlar: “Genius Loci.”

“Genius Loci kavramı, Antik Roma’dan türemiş bir kavram olarak o dönemki inanışa göre her yerin onu koruyan eşsiz bir koruyucu ruhu olduğu anlamına gelmektedir. Bu kavram, mimari, edebiyat ve sosyoloji gibi birçok disiplinde kullanılan bir kavramdır. Modern öncesi dönemde, ‘yer’ belirlenmiş sınırlar içerisinde toplumsal ilişkileri içermektedir (Auge,2017:17). Yerin zamanla ve insanla olan ilişkisinin etkileri, toplumsal gelişmeler, yer ve mekân kavramına yeni anlamlar kazandırmaya başlamıştır. Norveçli mimar olan Christian Norberg-Schulz, Genius Loci kavramını mimariye katan önemli teorisyenlerden biridir. Shulz’ un temel amacı, “yer”i sadece fiziksel özellikleri ile değil duyusu ile ilgili deneyimleri de incelemektir. Her yer kendi kimliğini oluşturur düşüncesiyle, “yer” lerin karakteri, kimliği ve ruhu Genius Loci yi oluşturur: bu da bir bağlamın özünü yakalamak olarak tanımlanabilir.”

Yazının başında bahsedilenleri aklımızdan çıkarmadan gelelim kolektif bir hafızaya ve organik mekan tasarımına sahip olan ODTÜ’ye. ODTÜ Kampüsü, yapımı için düzenlenen yarışmayı kazanan Çinici çifti (Altuğ Çinici, Behruz Çinici) tarafından 1960’ların başında inşa edilmeye başlandı. Cumhuriyet tarihinin ilk planlı mimari projelerinden biri olmasının yanı sıra, brütalist ve enternasyonal akımlardan izler taşıyan kampüs mimarisi de döneminin dünyasında ve Türkiyesi’nde özgün bir yer edinmeyi başardı. ODTÜ, kuruluş hikayesi itibariyle dönemin Türkiye’nin politik tercihlerinin sonucu olarak ortaya çıkmış bir projedir. Bunun yanında, genç cumhuriyetin yeni ve çorak başkentinin şekillenmesinde de kritik bir rol aldı. Bir Amerikan enstitüsü olarak ortaya çıkmış olan okul; dönemin toplumcu, ilerici ve bağımsız akımları için bir odak noktası haline geldi. Öğrenci hareketleri, ağaçlandırma projesi, diğer üniversitelerden ayrılan özgün ve zengin eğitim yaklaşımıyla ülkenin dört bir yanından gelen parlak gençler için de bir toplanma noktası haline geldi. ODTÜ’nün, kuruluş hikayesinden bağımsız bir şekilde böyle bir hale gelmesinde bütünlükçü ve çeşitli  kampüsünün çok büyük bir etkisi vardır.

ODTÜ Kampüsü, bütün mimari birimleri birbirine bağlayan ve “Alle” olarak adlandırılan bir yol üzerine inşa edilmiştir. Bu durum, çok farklı bölümlerden öğrencilerin birbirleriyle sürekli  bir temas halinde olmasını ve öğrenci dayanışmasının sağlanmasında kritik bir rol oynar. Mühendislik bölümlerinde okuyan bir öğrencinin, okul içinde bir şekilde başka fakülteden arkadaşıyla karşılaşması oldukça olağan bir durumdur.  Süreç içerisinde kampüs yeni birimlerle genişlemiş ve kalabalıklaşmış ama bu durum büyük oranda geçerliliğini korumayı başarmıştır. Her bölüm binası çeşitli aşamalardan geçip son halini almıştır ve bu devinim hali o bölümde okuyanların veya orada zaman geçirenlerin davranışlarını etkileme özelliğine sahiptir. 

Üst kısımda bahsedilen mekanların insanlarla kurduğu etkileşim, en bariz şekilde aynı fakültenin iki farklı binasında fark edilebilir: İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi. İİBF A” ve “İİBF B” olarak adlandırılan iki binadan oluşan bu fakülte, 2000’lere kadar tek binada eğitimine devam etmiştir. Bu tarihten sonra kontenjanların yükseltilmesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün de fakülteye dahil olmasıyla beraber ikinci bir binaya ihtiyaç duyulmuştur. Eski bina “A”, 1963 yılında inşa edilmiştir ve “Alle” yolunun sonunda Mimarlık Fakültesi’nin aşağısında yer alır. Bu bina, çok daha mütevazı ve küçük sınıflara sahiptir. Bölümde İktisat, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümleri dersleri işlenir, genellikle ev yemekleri yapan samimi bir kantine ev sahipliği yapar. Bu binada, bölüm öğrencileri fiziki şartlardan dolayı çok daha iç içe bir haldedir, çalışma alanlarında masalar birbirlerinden uzak bir şekilde bulunmaz, araştırma görevlileri ve öğretim üyelerinin odaları yan yanadır. Bina, “F” ve “Fz” olmak  üzere iki tür sınıf tipine sahiptir, bunun yanında “FAUD” adında ismini fakültenin ilk dekanı Fuad Çobanoğlu’ndan alan bir amfiye de sahiptir. 

Fakültenin ikinci yerleşkesi ise “İİBF B” olarak adlandırılan ve bünyesinde Uluslararası İlişkiler ve İşletme Bölümleri’ni bulunduran binadır. Bu bina, “A” binasına nazaran oldukça ve büyük ve karışık bir mimariye sahiptir. Aynı zamanda kendi içinde oldukça büyük ve restaurant olarak sayılabilecek çeşitlilikte yemekler barındıran bir kafeterya  bunun hemen yanında da şık ve ürün yelpazesi geniş bir kafe barındırır. Bu binada yüksek lisans derslerinin işlendiği seminer odaları dışında yüksek kapasiteli amfiler de bulunur. Amfiler 80-120 arası kişinin aynı anda ders alabileceği şekilde tasarlanmıştır ve bu özelliklerinden dolayı “B” binası aynı zamanda diğer fakültelerin öğrencileri tarafından da kullanılır. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda “B” binasında bir fakülte ruhu veya öğrenci dayanışmasından bahsetmek çok zordur. Bu bina, öğrenciler için sadece derslere girip çıktıkları ve sonrasında yemek yiyip kahve içtikleri bir ara duraktır. Buradaki öğrencilerin mekan içerisinde ortak bir üretim gerçekleştirmeleri veya mekan içinde kolektif bir hafıza yaratmaları çok zordur. Bu durum, fakülte içindeki kültürel ve sosyal faaliyetlere de yansımış durumdadır. Gerçi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün seminerleri dışında kültürel bir faaliyetten bahsedilemese de sosyal faaliyet açısından kariyer topluluklarının anlamsız ve samimiyetten uzak etkinliklerinden ve öğrencilere bir “hayal olarak sattıkları” kariyer fırsatlarından bahsedilebilir. İİBF A’da ortak sorunları paylaşıp ortak çözümler geliştirmeye çalışan öğrencilere karşın, “B” binasında sorunlara tepki göstermek noktasında duyarsız, bireysel kurtuluş yolları arayan ve birbirlerini ‘arkadaş’ olarak görmekten ziyade bir ‘rakip’ olarak gören insan profilleri mevcuttur.

“Bu bağlamda Uluslararası İlişkiler ve Kamu Yönetimi binaları sadece mekansal olarak karşılaştırsak bile aradaki farkı göstermek mümkün olacaktır. Uluslararası İlişkiler ve İşletme bölümlerinin olduğu binadaki kantin bir burjuva kantiniyken, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi binası aralarda devrimci sohbetlerin de döndüğü, daha sola yakın bir alandı. En azından böyle bir imajı koruyordu. Sadece kantin değil, öğrencileri, hocaları ve mekanın tamamı da bu şekilde örgütlenmişti. Burada hocalar çoğunlukla Marksizm anlatır ya da derslerini Marksist bir bakışla anlatır. Buradaki geleneğin bu şekilde sürmesinde hoca – öğrenci alışverişinin payı var. Benim de sıkıcı bir hayattan çıkmamı sağlayan olay Uluslararası İlişkiler kantininden Kamu kantinine “transfer” olmamla başladı diyebilirim.” (Bürkev, 2017) 

Yazının başında bahsedilenleri akıldan çıkarmayalım demiştim, aynı fakültenin bölümlerini içerisinde barındıran ve aralarında pek de az mesafe bulunan bu iki mekanı birbirinden farklı kılan nedir? Fiziki farklılıkları mıdır sadece, içinde bulunan insanlar mıdır veya başka zamanların ruhunu yansıtmaları mıdır onları farklı kılan sebep? Bana kalırsa cevap aslında hepsidir. Başlangıçta bahsettiğim “genius loci” kavramı tam olarak bu meselede bir anlam kazanır. “A” binasında gezerken duvarlarında fakülte binasının geçmişten bugüne olan fotoğraflarını, orada hayatının belli bir bölümünü geçirmiş insanların anılarını görmeniz boşuna değildir, bu bina zamanın çeşitli evrelerinde  farklı insanlar üzerinde bir etki bırakmıştır ve onların izleri bu şekilde yaşamaya devam eder. Değişen zamanın yarattığı alışkanlıklara karşın orada geçirdiğiniz vakitlerde, bu canlı organizmanın bir parçası olmanız kaçınılmazdır. Aynı durumu farklı bir şekilde “B” binasında görürüz; geçerliliği aylar değil günlerle sınırlı iş ilanları, burs programları ve birbirine benzeyen fırsat etkinlikleri… Bunların herhangi biri anlık bir odak kaybından başka bir insanda ne uyandırabilir ki?


Editörler: Ceren Deniz, İlayda Karademir

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
BENZER İÇERİKLER

1 Yorum

  1. IIBF A’nın sosyal yapısına hep hayran oluyorum. Bahsettiklerinizden ayrıca, gördüğüm kadarıyla, bazı sınıflar L şeklinde ve herkesin birbirini görebileceği biçimde. Bunun öğrenciler arasında konu hakkında tartışmayı sağlıyor olmasını çok sevmiştim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sponsor

Bu platform Nish Digital tarafından desteklenmektedir.

POPÜLER İÇERİKLER