Louvre Müzesi, Fransa’nın başkenti Paris’te, şehrin içinden geçen Sen Nehri’nin kıyısında yer alır. Yedi bölümden oluşan müze, “en çok eser barındıran müze” unvanına sahiptir. Aynı zamanda en büyük yüz ölçümüne sahip ve en çok ziyaretçi alan müzelerin başında yer alır. Bundan dolayı, şehrin en büyük turistik yerlerinden biridir.

Louvre Müzesi’nin havadan görünümü (2010), fotoğraf: Matthias Kabel (CC BY-SA 3,0)

LOUVRE MÜZESİ’NİN TARİHİ

Louvre’un tarihi, 1190 yılına kadar uzanmakta. Philippe Auguste’nin şehri korumak için bu alana bir kale inşa ettirmesi ile müzenin tarihi başlamış oldu. Kale, Sen Nehri’nin kıyısında bulunduğu için stratejik açıdan da önemliydi. Bugünkü gibi konumu şehrin merkezinde değil şehrin dış sınırlarındaydı. Bundan dolayı hem şehri gözetleme imkanı sunuyor hem de kral için korunak sağlıyordu. Philippe Auguste’nin mühendisleri tarafından tasarlanan bina; kare bir hendekle korunmuş, köşelerinde ve yanlarında dairesel savunma kuleleri ile donatılmıştı. Avlunun ortasında kendi hendekleri olan bir ana kule duruyordu. Louvre, artan ihtiyaçlar sebebiyle Kral V. Charles döneminde genişletildi. Bünyesinde bin adet kitap barındıran ünlü bir kütüphaneye de sahip olan Kral V. Charles, kalenin üç yüz metre batısında yeni bir muhafaza alanı inşa etmeye karar verdi ve mimarı Raymond du Temple’yi kaleyi güncel bir konuta dönüştürmesi için görevlendirdi. Duvarlarda pencereler açıldı ve üst kısımlar süslü yüksek çatılarla yükseltildi ve güçlendirildi. Giriş kapısına kral ve kraliçenin heykelleri yapıldı, bu da konuklara gücü gösteren politik bir mesajdı. Günümüzde bu heykellerin, müzenin koleksiyonundaki heykeller arasında olduğu tahmin ediliyor. 

Kraliyet ikametgahı süresince Louvre oldukça büyüdü ve her kral döneminde biraz daha genişleyerek bugünkü haline geldi. Aynı zamanda bir saray olarak da kullanılan Louvre’un bugünkü ilk temelleri ise I.François döneminde atıldı. Şehrin hızla gelişip büyümesi sebebiyle kalenin sınırlarını aşması sonucu savunma özelliği bittiği için I.François tarafından Fransız krallık konutu olarak kullanılması amacıyla saraya çevrilmiştir. Zamanla kralların bu yerde satın aldıkları değerli eserlerini barındırması ile eserlerle dolan yer 1793’te müze haline getirilmiştir. Müzeye çevrilmesinin en büyük sebebi kuşkusuz Fransız İhtilali’dir. Fransız Devrimciler tarihi bölgeleri, kutsal bölgeleri ve sarayları kontrol altında tutarak yaptıkları ihtilalin kalıcı olmasını istiyorlardı. Dolayısıyla  Louvre halka açık bir müze haline getirildi. Fikir olarak bir dönem krallara ait olan eşyaların, halka açık bir şekilde sergilenmesi ve yine sahibinin halk olması amaçlanmıştı. 19. yüzyıl başlarında Napolyon Bonapart sanatın insanlar üzerinde olan etkisini hafife almayarak Louvre Müzesini bir propaganda aracı olarak kullanmıştır. Müze 1871’de büyük bir yangın geçirmiştir. Yapılan tamirat ve değişikliklerle zamanımıza kadar gelen bina 1932’de son şeklini almıştır.

Louvre Piramidi

Louvre Piramidi, müzenin avlusunda bulunan cam ve metalden oluşmuş bir piramittir. Müzede 1983 yılında, “Grand Louvre” olarak bilinen bir yenileme planı yapıldı. Planın bir parçası olarak ana giriş için yeni bir tasarım gerekiyordu. Mimar Ieoh Ming Pei projeye layık görüldü ve avluda bir yeraltı lobisi ve modern cam piramit yapısı tasarladı. 1988 yılında yenileme çalışmaları bittikten sonra piramit, müzenin tasarımının ünlü bir unsuru haline geldi. Yapı 20.6 metre yükseklikte olup, kare şeklinde olan tabanının her bir kenarı 35 metredir. 603 adet eşkenar dörtgen şeklinde ve 70 tane üçgen şeklinde pencereden oluşmaktadır.

KOLEKSİYON

Louvre Müzesi’nin tarih öncesi çağlardan 21. yüzyıla kadar uzanan, oldukça geniş bir koleksiyon yelpazesi vardır. Yaklaşık 35,000’i sergilenen, 380,000’den fazla tarihi sanat eserini bünyesinde barındıran bir koleksiyona sahiptir. Koleksiyon 8 bölümden oluşmaktadır. Bunlar: Mısır eserleri, Yakın Doğu eserleri, Yunan, Etrüsk & Roma eserleri, İslami sanat eserleri, heykeller, tablolar, baskılar & çizimler ve bezem eşyalarıdır.

1- Mısır Eserleri: Kahire Müzesi’nden sonraki en büyük Mısır koleksiyonu Louvre Müzesi’nde yer almaktadır. Nil Nehri ve çevresinden çıkarılmış, günümüzden yaklaşık 4000 yıl öncesine ait fresk, papirüs, gündelik nesneler, lahit ve heykellerden oluşan 50,000’den fazla eser bulunmakta ancak bunlardan sadece belirli bir kısmı sergilenmektedir. Bunların yanı sıra mumyalar, mücevher eşyalar, müzik aletleri ve silahlar da koleksiyonun bünyesinde bulunmaktadır. Bu koleksiyonda Antik Mısır, Orta Krallık, Yeni Krallık, Ptolemaios Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans döneminden kalma parçalar bulunmaktadır. Bölümün ilk müdürü, 1822’de hiyerogliflerin gizemini çözen ünlü Jean-François Champollion’dur. Jean-François Champollion Rosetta Taşı’nı Fransızcaya çevirmiş ve böylelikle dönemin kralı X. Charles, müzede diğer eserlerden ayrı olacak şekilde bir bölüm kurulmasını emretmiştir. Bu sayede bugünkü koleksiyonun temelleri atılmıştır. Mısır’ın başkenti Kahire’de Kahire Mısır Müzesi’ni kuran Auguste Mariette, Memfis’te yapılan kazı çalışmaları sırasında bulunan diğer önemli eser ve buluntuları etik olmayan bir şekilde Fransa’ya göndermiştir. Bu durum Louvre Müzesi’nin Mısır koleksiyonunun büyümesini sağlamıştır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

The Seated Scribe (Oturan Katip) (M.Ö. 2600-2350): Sakkara’da bulunup Louvre’nin koleksiyonuna dahil olmuştur. Bağdaş kurmuş, kucağındaki papirüsler ile bir katibi simgelemektedir. 53.7 cm yüksekliğinde ve 44 cm genişliğindeki bu eser Louvre Müzesi’nin Antik Mısır bölümünde, 635. odasında bulunmaktadır.

2- Yakın Doğu Eserleri: Koleksiyonun bu bölümü Levant, Mezopotamya ve Pers olmak üzere üç kategoriye ayrılmıştır. Bu bölümde İslamiyet’in yayılmasından önceki döneme ait eserler sergilenmektedir. Özellikle Sümer medeniyetine ait pek çok eseri bünyesinde barındıran bu koleksiyonda, Hammurabi Kanunları’nın yazılı olduğu bir çivi yazısı da yer almaktadır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

The Law Code of Hammurabi (Hammurabi Kanunları): 2.25 m yüksekliğe ve 0.65 m genişliğe sahip olan bu eser, Louvre Müzesi’nin Mezopotamya bölümünde ve 227. odasında yer almaktadır. M.Ö. 18. yüzyılda Babil kralı tarafından yaptırılmıştır. 1901 yılında arkeolog Jean Vincent Scheil tarafından Susa, Elam’da bulunup Fransa’ya taşınmıştır. 282 maddeden oluşan bu eserin 66. ve 99. maddeleri arasındaki 33 maddesi okunamayacak durumdadır.

3- Yunan, Etrüsk ve Roma Eserleri: Bu bölümdeki eserler, Cilalı Taş Devrinden M.S. 6. yüzyıla kadar uzanır. Koleksiyonun en eski eserlerini barındıran bu bölümde Yunanistan, İtalya ve tüm Akdeniz havzasındaki medeniyetlerden kalma eserler bulunmaktadır. Napolyon Bonapart döneminde yapılan Napolyon Savaşları sürecinde birçok eser toplanmış ancak Napolyon’un 1815 yılında tahttan inmesiyle eserler geri gönderilmiştir. Louvre Müzesi, Venus de Milo ve Semadirek Kanatlı Zaferi gibi eserlerle dünyanın en büyük Helenistik dönem koleksiyonlarından birine sahiptir. Galerie Campana ise antik Yunan çömlekçiliğinin en bilinen eserleri arasında yer almaktadır. Koleksiyon 20. yüzyılda tematik ve kronolojik olarak yeniden düzenlenmiştir. Böylelikle, Yunan eserleri Roma eserlerinden ayrılmıştır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

Winged Nike of Samothrace (Semadirek Kanatlı Zaferi), M.Ö. 190: Bu eser 1863’te Kuzeybatı Ege’deki küçük Semadirek adasında ortaya çıkarıldı. Fransa’nın Adrianople Konsolos Yardımcısı Charles Champoiseau tarafından keşfedildi. Zafer tanrıçası, bir geminin pruvasında duran, kıyafetlerinden esen güçlü rüzgara karşı koyan kanatlı bir kadın şeklinde gösterilir. Kanatları olan Zafer Tanrıçası Nike, inanışa göre savaş sonrası göklerden aşağı inerek kazananları onurlandırıyordu. Heykelin tabanı Yunan adası olan Samothrace’de bir savaş gemisinin ön kısmını tasvir etmektedir. 3.28 metre yüksekliğe sahip olan bu heykel, Louvre Müzesi’nin 703. odasında sergilenmektedir.

4- İslami Sanat Eserleri: Bu bölüm müzenin en yeni kısımlarından biridir. 13 farklı ülkeden toplanan eserler; Endülüs, Memlük ve İran olmak üzere üç dönemsel parçaya ayrılmıştır. Koleksiyonda 5000 kadar seramik, ahşap, cam, metal, fildişi gibi çeşitli materyallerden yapılma eser ve 1000 kadar da çanak-çömlek kalıntıları vardır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

Casket Ivory (Fildişi ve Gümüş İşlemeli Sandık), 966: 966 yılında İspanya’da yapılan bu sandık, Louvre Müzesi’nin 3. odasında sergilenmektedir.

5- Heykeller: Louvre, müze olmadan önce de heykeller sarayın önemli koleksiyon eserleri arasında yer alıyordu. 1824 yılına kadar sarayda sadece 100 kadar antik dönem heykelleri sergilenirken geri kalan eserler Versay Sarayı’nda korunuyordu. 1847 yılından sonra Orta Çağ bölümü de genişlemeye başlamış, bu durum 1986 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra heykel koleksiyonu yerli ve yabancı olmak üzere iki kanada ayrılmıştır. Fransız sanatına ait 1850 kadar eser Richelieu kanadında yani Orsay Müzesi’nde, geri kalan yabancı parçalar ise Denon kanadında yani Louvre’de sergilenmeye başlanmıştır. Güncel olan heykel bölümü; Etrüsk, Yunan ve Roma medeniyeti dışında kalan bölgelerden toplanan eserlerden meydana gelmektedir. 11. yüzyılda yapılmış olan Daniel in the Lions’ Den, 12. yüzyılda yapılmış olan Virgin of Auvergne, Michalengelo’nun Ölmekte Olan Köle ve İsyancı Köle gibi eserleri koleksiyonun önemli parçaları arasındadır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

Michelangelo, The Rebellious Slave (İsyancı Köle), 1513-1515: Michelangelo’nun tamamlanmamış birkaç eserinden biridir. 16. yüzyılda Ölmekte Olan Köle ile birlikte yaratılan bu mermer heykel, Papa II.Julius’in mezarını süslemek için tasarlanmıştır. Ancak proje tamamen finansal ve teknik nedenlerle değiştirilmiş ve tamamlanmamıştır. İsyancı Köle, kölelik hakkında bir yorum olarak da sunuluyor ve heykelin genç ve yakışıklı yüzüne rağmen, birçok açıdan belirsiz olduğu görülüyor.İki metre yüksekliğindeki bu heykel müzenin 403. odasında bulunmaktadır.

6- Baskılar ve Çizimler: Kağıt üzerine işlenmiş olan eserlerin sergilendiği bu bölüm, 5 Ağustos 1797 tarihinde 415 parçalık bir koleksiyonla Galerie d’Apollon’da sergilenmeye başlandı. Daha sonra koleksiyona dahil edilen 8600 kadar eser Fransız kraliyet ailesi tarafından, 1200 eser ise Fillipo Baldinucci gibi insanların özel koleksiyonlarından satın alma yoluyla toplanmıştır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

Charles Le Brun, Three Lion Like Heads (Aslan Kafalı Üç İnsan), 1671: 9 Mart 1671’de Le Brun, Colbert’in varlığında Kraliyet Resim ve Heykel Akademisi’nde insan ve hayvan fizyognomileri(yüz hatlarıyla karakterin bağlantısını inceleyen bilim dalı) arasındaki ilişki üzerine konferans verdi. Bir dizi çarpıcı çizim ile gösterilen insan ve hayvan özellikleri arasındaki analojiler, sanatçının yüz ifadelerinin bir yorumunu içermek üzere geliştirdiği en iyi eserlerinden biridir. Çizim, 21.7 cm yüksekliğinde ve 32.7 cm genişliğindedir.

7- Bezem Eşyaları: Kraliyet ailesi ve kilisenin ortak koleksiyonuna dayanan bu bölüme, orta çağlardan 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanan Objet d’art derlemesi de eklenmiştir. Koleksiyonda dikkat çekenler eserler arasında pietre dure vazolar ve bronzlar, seramik, emaye, vitray ve fayans çalışmaları vardır. 1862 ise Giampietro Campana’nın altın mücevher ve 15.-16. yüzyıllardan kalma İtalyan çinileri koleksiyona dahil oldu. Bu çalışmalar, Richelieu kanadının birinci katındaki Apollo Salonu’nda sergilenmektedir. Koleksiyonda Orta Çağ ve Rönesans dönemindeki bazı eserler dikkat çekmektedir. Orta Çağ döneminde XIV. Louis’in giydiği tacı, V. Charles’in asası ve rönesans döneminde Giambologna‘nın bronz Nessus ve Deianirası ve Maximillian’ın Avı adlı gobleni bunlardan bazılarıdır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

Sebasteli Vlas’ın 13. yüzyıldan kalma bir tasviri, vitray çalışması: Roma valisinin yüzleştiği St. Blaise: Roma imparatoru Licinius (4. yüzyıl) altında şehit olan Sebaste (Ermenistan) piskoposu St. Blaise’nin hayatından bir sahne.

8- Tablolar: Louvre’un resim koleksiyonu, Avrupa sanatının 1848 Devrimlerine kadar olan tüm dönemlerini temsil eden dünyanın en zengin koleksiyonlarından biridir. Koleksiyon, 13. ve 19. yüzyıl arasındaki dönemi kapsayan 7,500’den fazla tablodan oluşmaktadır. I. François ve XIV. Louis’nin kişisel koleksiyonlarının çoğu Raphael, Michelangelo ve Leonardo da Vinci gibi İtalyan ressamların eserlerini barındırmaktadır. Fransız ve Kuzey Avrupalı sanatçıların eserleri müzenin Richelieu kanadında, İtalyan ve İspanyol ressamların eserleri ise Denon kanadının birinci katında yer almaktadır.

Bu Bölümdeki Önemli Eserlerden Biri

Leonardo Da Vinci, Vaftizci Yahya (Saint John the Baptist), 1513-1516: Leonardo Da Vinci 61 yaşında başladığı bu eseri, 1516 yılında bitirmiştir. Resimde Aziz Yahya, uzun kıvırcık saçlarıyla, göğüs hizasından aşağısını örten kürküyle ve geniş omuzlarıyla oldukça genç ve dinamik görünmektedir. Resimdeki en dikkat çekici şey ise Aziz Yahya’nın sağ işaret parmağını gökyüzüne kaldırmasıdır. Bu hareketiyle İsa’nın geleceğini müjdelediği düşünülmektedir. Yahya’nın yüzündeki muammalı gülümseme tıpkı Mona Lisa’da olduğu gibi sfumato tekniği ile uygulanmıştır. Sanatçının  69 cm x 57 cm‘lik ceviz ağacından yapılma panel üzerine yağlı boyayla tamamladığı bu eser, Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.

LOUVRE BÜNYESİNDE YAPILAN ÖNEMLİ SERGİLER

●      Love: Bu sergi, yüzyıllar boyunca nasıl sevdiğimizi ve bu sevgimizi sanata nasıl aktardığımızı anlatmayı amaçlıyor. Kadınlığın damgalanmasından başlayarak her çağın özgür sevginin icadıyla doruğa ulaşan kadınları, sevgiyi, ilişkileri, zevki ve hissi nasıl birbirinden kurtardığını gösteren bu sergi, 26 Eylül 2018 ve 21 Haziran 2019 tarihleri arasında Louvre Müzesi’nde sergilendi. Farklı sanat ve medeniyetlere yayılan 250 sanat eseri koleksiyonu ile gösterilen bu aşk tarihi oldukça geniş bir tarihe ışık tutmaktadır. Sergi, edebi alıntılar ve film klipleri ile noktalanan bu hikayeyi anlatmak için antik heykelin başyapıtlarını, Orta Çağ’dan değerli nesneleri, Memling, Fragonard ve Delacroix’in resimlerini ve Canova, Rodin ve Claudel’nin heykellerini sergiledi.

Jean-Honoré Fragonard, 1776–1779, The Lock, 71 cm x 92 cm

Serginin detayları için tıklayın.

●      Beden ve Ruh: Donatello’dan Michelangelo’ya İtalya’da Heykel (Body and Soul: Sculpture in Italy from Donatello to Michelangelo): Beden ve Ruh sergisi, insanın hem dış hem de iç dünyasını yorumlayan ve bunu eserlerine ustalıkla yansıtan rönesans heykeltıraşlarından Michelangelo ve Donatello’nun eserlerini keşfetme imkanı sunuyor. Sergi öncelikle heykel sanatına odaklanmamızı ardından diğer alanlardan (resim, baskı ve çizim) bir dizi eseri de keşfetmemize olanak sağlıyor. Sergi üç ana temayı tartışıyor: “Öfke ve Zarafet” öncelikle karmaşık kompozisyonlara olan ilgiyi ve bedensel hareketlerin yoğunlaşmasını ortaya koyuyor. Daha sonra “Duygu ve İkna” temasını ele alıyor. Görüntüleyenlerin duyguları üzerinde güçlü bir etkiye sahip olma arzusuyla duygusal durumların sanatsal uygulamaların özünde nasıl olduğunu vurgulamayı amaçlamaktadır. Son olarak da “Dionysos’tan Apollo’ya” heykelde ifade edilen klasik antik çağın tükenmez düşüncesini ortaya çıkarır, jestlerin ve aşırı duyguların doğallığını aşan yeni bir uyum arayışı geliştirir.

Tullio Lombardo, 1520-1525, Bacchus ve Ariadne, 56 cm, mermer

●      Leonardo Da Vinci Sergisi: Leonardo Da Vinci’nin ölümünün 500. yıl dönümü dolayısıyla 2019 yılında sanatçı adına dünyanın en büyük sergisi düzenlendi. Napolyon Salonu’nda düzenlenen sergide, toplam 164 eser sergilendi. Eserler arasında İngiliz Royal Collection, Rus Hermitage Müzesi, New York Metropolitan Müzesi ve Vatikan’dan sergi için ödünç verilenler de vardı. İngiliz Kraliçesi sergi için 24 eseri ödünç vermiştir. Louvre Müzesi, sanatçının 20 tablosundan 6’sına sahiptir. Ödünç verilen tablolarla bu sayı 11’e çıkmıştır. Kayaların Bakiresi (The Virgin of the Rocks), La Belle Ferronnière, Mona Lisa, Vaftizci Aziz John ( Saint John the Baptist), ve The Virgin and Child with Saint Anne gibi önemli eserler sergilenmiştir. Tabloların yanı sıra sanatçının bilimsel ve teknik çizimleri, el yazmaları, heykeller gibi eserleri de sergide yer almıştır. 10 yıllık çalışmaların sonucunda gerçekleştirilen bu sergide, sanatçının sanatsal pratiği ve resimsel tekniğinin daha iyi anlaşılması sağlanmaktadır.

(Leonardo Da Vinci, 1490, La belle ferronnière, 62 cm x 44 cm)

     Serginin öneminin daha iyi anlaşılması için sanatçının hayatına ve bırakmış olduğu önemli eserlere bir önceki yazımızdan ulaşabilirsiniz.

KAYNAKÇA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here